Her gün işten çıkıp eve geldiğimde saat 16 sularında tabi ki dış kapıdan girip doğruca mutfağa giriyorum. Mutfak işlerinden o kadar, o kadar hazzetmiyorum ki her gün ne yemek yapacağım düşuncesi, hadi yemeği bir sekilde yaptım peşinden mutfaktaki döküntü, bulaşık vesairenin toplanıp yıkanması beni her gün tekrar tekrar aynı miktarda usandırıyor. Yine de bunları düşünmemeye çalışarak kendimi mutfağa atıyor ve malzemeleri birer birer tezgaha diziyorum. Çünkü iki saat sonra oğlum okuldan gelecek ve selam bile vermeden ‘annea çok açııım’ diyecek. Dış kapıdan mutfağa geçen o iki adımlık yolda azıcık tereddüt etsem ve odama doğru gitsem bilirim ki mutfak tamamen dönüşü olmayan bir kör kuyuya dönüşecek.

Yemek yapmaya başlamadan önce bu eziyeti hafifletsin ve beni neşelendirsin diye hemmen TRT Radyo 3’ü açıyorum. Her gün akşam üstü saatlerinde müzikhol diye bir program var. Son üç gündür David Bowie şarkıları çalıyorlar, çünkü 8 Ocak onun doğumgünü.

Yavaş yavaş mutfak işi sevimli bir hal alıyor ve radyoda çalan müzikle içim kıpırdanmaya başlıyor. David Bowie coverları özellikle güzel oluyor. Farklı şarkıcıların David Bowie şarkılarını David Bowie’den daha güzel söylediklerini düşünüyorum yer yer.

Az önce yemek yedikten üç saat sonra tekrar mutfağa girip bulaşıkları yıkamaya başladım. Önce Radyo 3’ü açtım ama. Bu artık mutfakta çalışmanın ön şartı benim için. Akşamları sekiz civarında metal ve hard rock çaldıkları programa denk geliyorum. Metallica Master of Puppets’ı çalıyor. Bulaşıkların sesini bastırıyor ve mutfakla mücadelemi biraz daha kabul edilebilir kılıyor.

Radyo 3’ün en kötü programı da sabah 7 ile 8 arasında. Bu kadar bok gibi müziği kim bulup da bize salıyor anlamıyorum. Yani tuhaf bir kalite düşüşü yaşıyor radyo. İkinci sınıf kafe ve restoranlarda çalan yabancı pop müzik coverları vardır bilir misin? İnce sesli kadınlar söyler genelde akustik gitar ve piyano eşliğinde. Aman allahım neden diye sorarım her sabah…Keşke bir yetkili tesadüfen bu yazıyı okusa ve benim gibi Radyo 3 bağımlılarını bu sabah programından kurtarsa…

Oysaki 3 yıl önce öyle miydi? Radyo 3 açılışının 50. yılı münasebetiyle programlarında yeni düzenlemeler yapmış, daha dinamik bir hal almıştı. Hatta öyle ki sabah programında çok tanıdık bir ses vardı. Modern Sabahlar’ın Ege Kayacan’ı Mükemmel Bir Gün adında program yapmaya başlamıştı. Aaa ooo nasıl olur, çok güzel program derken çok kısa bir süre sonra küt diye yayından kaldırdılar programı…ve yerine bu bok gibi müziklerin çaldığı yayını koydular. Sanki oraya program yapacak bir prodüktör bulamadılar da geceden nöbete kalan birine şu saate de bir şeyler uyduruver dediler gibi zorlama bir iş. Ki benim iyi bir müziğe en çok ihtiyaç duyduğum zaman dilimi.

6.45’te uyanıp Ferzan’a kahvaltı, Asude’ye okul için beslenme hazırlamam, sabah nemrutluğumu sabah neşesine çevirmem ve  işe gitmek için kendimi her gün yeniden gaza getirmem gerekiyor. Bunlar için kahve kokusu ve güzel müzik gerekiyor. Radyo 3 yüzünden müzik kısmı hep eksik kalıyor. Elim spotify’a gitmiyor, en azından sabah dinleyecek müziğe ben karar vermeyeyim, biri benim için çalsın istiyorum. Yıllardır verdiğim emeğin, ödediğim TRT paylarının hiç mi önemi yok?

Bu arada David Bowie’yi daha çok övmek gerekiyor biliyorum. Müzik dünyasında en nevi şahsına münhasır karakterlerden biri olduğunu düşünürüm. Buraya da onun en sevdiğim şarkılarından yapılan coverlar listesi bırakmayı uygun buluyorum. Afiyetle.

Yorum bırakın