Bir dönem nasıl ki durup dinlenip Julian Barnes okuyorsam şimdi de Jean-Louis Fournier’e takılmış durumdayım. İki günde okunup bitirilen kitaplarında çok basit, çok sakin ama çok da etkileyen cümleler… Çok acıklı bir şeylerden bahsederken güldürmeyi başarıyor Jean-Louis. Sanırım beni de oradan bağlıyor.
İlk olarak Tek Yalnız Ben Değilim’le başlamıştım.

İngilizler yalnızlıktan söz ederken iki farklı sözcük kullanıyorlar: Loneliness, kişinin kendi seçimi olmadığı halde yalnız olması ile Solitude, kişinin kendi seçiminin sonucu olarak yalnız olması.
Fransızcada iyi ya da kötü her iki durumu da işaret etmek için tek bir sözcük kullanılıyor, iki tane olmasına gerek de yok zaten, insanların yüzünden hangisi olduğu okunuyor. Fransızcada İngilizlere özgü o soğukkanlılık yok.
…
Bir el solitarie oynadım, bu oyunda hep kazanıyorum.
***
Kuzeyli Annem sanırım şu ana kadar en çok sevdiğim kitabı oldu Fournier’in.

Başlangıçta kitabıma az kalsın “Annem soğuktur.” adını verecektim, sonra vicdan azabına kapıldım. Annem bundan daha fazlasıydı.
…
Kitaplarımda ailemden haberler verdim. Asla kimseyi öldürmemiş olan babamdan. Hatırı uğruna şairin köylüye dönüştüğü, çocuklarımın annesinden. Artık babayla nereye gittiklerini bilen iki oğlumdan. Beni teselli bulmaz bir dul olarak bırakıp giden karımdan ve Tanrı’nın hizmetkarı olan kızımdan.
Annemden hiç bahsetmedim. Mercek altına almadığım tek kişi o.
Peki neden şimdi? Çünkü yaşlandım. Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar.
…
Annem çok düzgün çalardı, ders almıştı. Altmış yıl sonra aklımda hala onun en sevdiği parça var, Brahms’tan bir vals, opus 15 la majör vals. Onu buldum, tam bir dakika otuz altı saniye sürüyor.
Bir dakika otuz altı saniyelik bir mutluluk. Mutluluk asla daha uzun sürmüyor.
***
En son Dul’u okudum. Kırk yıllık eşinin ölümünden sonra yaşadığı yalnızlığı, ona duyduğu özlemi, gündelik her şeyde eşinin yokluğunu tekrar tekrar hatırladığı kederli bir kitap Dul.

Artık dulum. 12 Kasım günü Sylvie öldü. Çok üzücü. Bu sene indirimli satışlara birlikte gidemeyeceğiz.
…
Sylvie ayaklarının ucuna basarak, usulca gitti. Hafifçe zıplayarak ve mutluluğun çekip giden sesiyle. Rahatsız etmek istemezdi, ama beni son derece rahatsız etti. Bu sene kış daha erken, 12 Kasım’da başladı. Sanırım çok uzun sürecek ve her zamankinden sert geçecek.
***
Jean-Louis Fournier kitaplarının bazısına roman bazısına anlatı diyor yayınevi. Bence hepsi anı. Yazılan bir kitabın türünü belirlemek bazen ne kadar zor. Anlatı, anı, roman… hepsini birden de diyebiliriz bu kitaplar için. Gerçekten bir kategoriye sokmak zor iş.
Aşağıdaki listede Fournier’in annesinin çaldığı bir dakika otuz altı saniyelik vals ve onun devamında seçtiğim müzikler var.
Bugün bütün şehir deli bir lodosla boğuşuyor. Okullar tatil, ağaçlar devriliyor, çatılar uçuyor… Buna karşılık sakin ve biraz kederli müzikler dinlemek iyi geliyor.
